OYUNLA ZAMANDA YOLCULUK
OYUNLA ZAMANDA
YOLCULUK
Oyun oynamak
dünyanın en eğlenceli eylemi. Zamanın
nasıl geçtiğini anlamadan saatlerce oynanabilen tüm dertlerimizi unuttuğumuz
sihirli bir an.
Bu kadar
eğlenceli olmasının sebebi ne peki? Hayaller kurmak mı? Çocuk olmak mı?
Oyun denilince herkesin yüzünde bir tebessüm
belirir.Bir oyuncak gördüğümüzde ‘Bizim
zamanımızda yoktu bu oyuncaklar; biz taşlarla, tahtalarla, sopalarla oynardık’’deriz.
Hepimizin kurduğu böyle bir cümlesi vardır mutlaka. Eskiden olsa…Bizim
zamanımızda… Bizim zamanımız çok farklıydı... Değişen ne peki? Zaman mı? Biz mi?
Yoksa oyunlar mı?
Modern çağ birçok alanda değişime neden olduğu
gibi oyunlarda da hayatımızı önemli ölçüde değişime uğratmıştır. Değişen dünya
ile birlikte tek katlı bahçeli evlerden apartman hayatına geçiş çocukların oyun
alanlarını kısıtlamış mahallelerde özgürce yaşıtlarıyla birlikte oynanan grup oyunları
yerini, bilgisayar oyunlarına veya bireysel kutu oyunlarına mahkum etmiştir. Eskiden
oyun; üretmek, paylaşmak, işbirliği yapmak, iletişim kurmak gibi kavramları
hatırlatırken; şimdilerde tüketmek, bireysellik… gibi kavramları ön plana
çıkarmaktadır. Çocukluk ve yetişkinlik dönemleri arasında (20-30 yılı gibi kısa bir sürede) yaşadığımız bu
hızlı değişim ebeveyn ve çocuk arasındaki iletişimi etkilemekte ve sorunları da
peşinden sürüklemektedir.
Çocukluğumuzda
koruyup kolladığımız, oyunların bize öğrettiği sevgi , saygı, paylaşmak,
işbirliği, hayal kurmak gibi hayatımızın temel taşı olan değerlerimiz farkında
olmadan oyunlarımızla birlikte yitip gitmektedir.
Bu kadar kayıp
yaşarken anne, baba, öğretmen olarak seyirci mi kalacağız bu duruma. Elimiz
kolumuz bağlı mı oturmalıyız. Elbette hayır. Bir şeyler yapalım.Tutalım elinden çocukluğumuzun, çocuklarımızın. Yüklenelim tekrar
umutlarımızı, hayallerimizi, tüm özlemlerimizi. Çocuklarımızı bizim en mutlu
olduğumuz zamanlara götürelim. Hem öyle pahalı tabletlere, internete, süslü
salonlara da ihtiyacımız yok. Bir tebeşirle çizeriz oyun
alanımızı, birkaç ceviz, gazoz kapağı bir mendil yeter de artar bile bu tarif
edilmez duyguları yaşamamıza ve çocuklara yaşatmamıza.
Zeynep GÜNER Kemal Ali Gül İlkokulu

Yorumlar
Yorum Gönder